Popüler Kültürün Popüler Kölesiyiz !

“Popüler kültür” terimi kimin tanımladığına ve kullanım içeriğine bağlı olarak farklı anlamlar taşır. Genellikle; bir toplumun, bir zaman noktasında hakim olan yerel dil veya halk kültürü olarak kabul edilir. Halk kültürü olarak popüler kültür, günlük aktivitelerinde insanlar arasındaki etkileşimleriyle belirlenir.

Popüler kültür kısaca; “halka ait olan” anlamına gelir. Fakat günümüzde bu kavram “bir çok kişi tarafından sevilen veya seçilen” anlamında kullanılmaktadır. Popülarite farklı alanlara taşınarak araç olarak kullanılmış ve popüler tv programı, popüler dizi, popüler film, popüler film yıldızı, popüler şarkıcı gibi farklı ifade biçimlerinde önümüze çıkmıştır.

Popüler kültür, aynı şeyin tekrarlanmasının yerine sürekli değişen bir pazarın oluşturulmasıyla sermayenin sürdürülebilmesini amaç edinmiştir. Bunun sonucunda her geçen gün değişen moda, trend kıyafetler, yeme-içme hatta konuşma şeklimiz bile popüler kültürün etkisi altında kalmıştır. Popüler kültürün insanlar üzerindeki etkisini fark eden markalar da bunu reklamın içine serpiştirerek önümüze sermekte, ihtiyacımız olmadığı halde sürekli almaya ve tüketmeye yönelten bir alışkanlık aşılanmaya çalışılmaktadır. Eskiden ihtiyacımız olduğunda alışveriş yapardık, şimdiyse alışveriş yapmak için ihtiyaç üretiyoruz.

Popüler kültürü açıkladıktan sonra bunun temeline inmek ve gençlerimiz üzerindeki etkilerinden bahsetmek istiyorum:

İstediği her şey elinin altında olan, yediği önünde yemediği arkasında, tercih seçeneği her zaman fazla olan  çocuklarımızın, bir hedefe ulaşabilmek için değişik aşamalardan geçmesi, zorluklarla başa çıkması gerektiği durumlarda o sorunla uğraşmak yerine çabuk pes etmek yada elinde olan bir şeyin her zaman daha iyisini isteme arzusu onları mutsuz bir ortama sürüklemektedir. Bu yüzden bu konuda anne ve babalara önemli görevler düşmekte, bu tarz konularda hassas davranmakla birlikte karşı koyarken şiddetini iyi ayarlayabilmek de çok önemlidir. Çocuklarınızı neyle yüzleştirdiğinize dikkat etmeniz gerekiyor. Çocuğunuz hakkında vereceğiniz bir karar onun hayatını etkileyebilir, yanlış ortamlara düştüğünde oradan temiz bir şekilde çıkmayı başaramayabilir. Arkadaş çevresinden kolay etkilenen, duruş, davranış gibi hareketlerinde kendisi olmak yerine özenti, kimliğinden uzak, özünü kaybetmiş bir çocuk olup olmaması anne ve babanın elindedir.

Popüler kültürün etkisi altında kalan birinin saç stilini, giyimini hatta yediği yemeğini bile ortama göre değiştirdiğini görüyoruz. Tamam modayı takip edin, etmeyin demiyorum ama modayı takip edeceğim derken de kendinizi kaybetmeyin. Aynaya baktığınızda sizin de kendinize yakıştıramadığınız bir saç stilini moda diye yapmak zorunda değilsiniz. Filmde gördüğünüz bir oyuncuya veya sokakta gördüğünüz birine yakışmış olabilir ama bu sizde de çok iyi durduğu anlamına gelmiyor. Kendi tarzınız olsun. Bırakın sizi seven böyle sevsin. Her konuda modayı takip edeceğim diye kendini kaptırırsan hiçbir zaman o hayranı olduğun, özendiğin film yıldızının yerinde sen olmayacaksın. Çünkü her zaman onun arkasından, onun izinden gideceksin. Asla onun  önüne geçemeyeceksin. Konu dışı bir paragraf olmuş gibi görülebilir ama popüler kültürün temelinde maalesef bu gerçekler yatmakta.

Popüler Kültürün Sosyal Medya İle İlişkisi ve İnsanlar Üzerindeki Etkileri:

Popüler kültürü anlatan bir çok makalede olduğu gibi, sosyal medyanın popüler kültürle ilişkisine ben de kısaca değinmek istiyorum. Çünkü asıl mesele sosyal medya ile ilişkisinde ortaya çıkıyor. Bu paragrafta bahsedeceklerimin bir çoğunu bende yapıyor olsam da olayın ciddi bir boyutu var bundan kendimi her zaman korumaya çalışıyorum. İnstagram’da takipçi sayısını arttırmak için kendini kaybeden, popüler deyimlerden bazıları olan “cool görünmek, free takılmak, fame olmak” gibi yarı Türkçe yarı İngilizce cümleler kuran, üstelik bu dediklerini yapmaya çalışan bir gençliğimizden bahsediyoruz. Yiyeceği yemeğe başlamadan önce onu fotoğraflayıp sosyal medyada paylaşıp beğeni almanın mutluluğuyla yaşayan bir gençlikten bahsediyoruz. Bununla ilgili daha önce Bahar arkadaşımızın yazdığı Pasta mı ? Pasta fotoğrafı mı ? isimli paylaşım olayı kısaca özetliyor. Onu da okumanızı tavsiye ederim.

Yapılan bazı araştırmalarda televizyonun en çok izlenen yayın saatinde televizyon şebekelerinin eğlence programlarına ağırlık vermeye yöneldiklerini göstermiştir. Bu yüzden tüm televizyon program türleri içinde izleyiciye hoşça vakit geçirten, düşündürücü yönü ağır basmayan müzik, magazin, yarışma, spor türü programlar reyting almaktadır. Magazin programlarında gördüğümüz, batılılaşmayı bir halt zannedip kendini ona göre şekillendiren ünlülerimizin (ki bir çok yeteneksizi de yoktan yere ünlü yapan bizleriz), dizilerdeki bazı karakterlerin etkisinde kalan ve bunu gerçek hayata yansıtmaya çalışan bir millet olduk.  Leyla ile Mecnun dizisinden sonra eminim ülkede çay içmeyi sevenlerin sayısı da artmıştır 🙂 gerisini siz düşünün artık.

Bir çok arkadaşımız bu tarz uzun yazıları okumaktan hoşlanmıyor. Eminim bu yazıyı da birçoğu açıp, göz gezdirip, başlıklara ve fotoğraflara baktıktan sonra kapatacaktır. Birçok ülkenin örnek aldığı Atam’ızın, okumayı sevmeyen, yozlaşmış, üşengeç, taklitçi torunları olduk… Vay halimize…

  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Yorum Yap